top of page
Search
  • Writer's pictureGizem Topsakal Acet

Yaşamın büyüsüne kapılıp kaçırdığımız gerçekler

Selamlar,


İnsan, doğası gereği unutmaya meyilli bir mekanizma. Yaşamı boyunca deneyimlediği tüm iyi, kötü, acı ve tatlı şeyleri zamanla bir kenara koyar ve yaşamın gidişatına ayak uydurur. Özellikle insanın başka bir türe evrildiği günümüzde, insanın en çok unuttuğu veya unutmak istediği gerçek, ölümdür.


Bu gerçeği her saat başı hatırlatan bir şaheserden bahsetmek istiyorum sizlere. Geçen yaz tanıştım kendisiyle ve inanın o 1 dakika hayatıma öyle dokundu ki, o andan sonra karşılaştığım her sıkıntıda, çözemediğim her problemde, beni zorlayan her insanda ya da beni çok mutlu eden durumlarda bile her şeyin, herkesin geçici olduğunu ve aslında çok da mühim olmadığını vuruyor yüzüme. Çoğu zaman zorluklara gülüp geçme gücü veriyor, yeniden başlamayı öğretiyor ve güzel şeylerin de büyüsüne kapılıp haddimi aşmamayı hatırlatıyor bana. Sizlere de güzel bir pencere açmasını istediğim için paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.

Ölümü hatırlatan saat


Prag Old Town’da, Ortaçağ'dan kalma tarihi bir astronomik saat var. Hikayesi oldukça ilginç. İnanışa göre; bu saati 15'inci yüzyılda bir saat ustası olan Hanus yapar ve gören herkes hayran olur. Hanus’un saati nasıl yaptığını öğrenmeye çalışırlar ama usta bunu bir sır gibi saklar. Ancak dönemin şehir yönetimi, bu güzel saatin sadece kendilerinde olduğundan emin olmak istediklerinden, Hanus bu saati başka bir yerde yapamasın diye gözlerini kör ederler.

Saatin en önemli özelliği, üzerinde yer alan 4 farklı figürdür. Çünkü bu figürler aslında insanın yanılgılarını ele alır ve ölümü hatırlatır. Her saat başı saatte bir hareketlenme oluşur. Bu hareketlenme esnasında saatteki figürler bazı hareketler yapmaya başlar. Her hareketin bir anlamı vardır.

  • Elinde ayna bulunduran figür: Kibri ve kendini beğenmişliği sembolize eder.

  • Elinde altın kesesi olan figür: Açgözlülük ve doymamayı sembolize eder.

  • Mandolin çalan figür: Keyif ve eğlenceyi sembolize eder.

  • İskelet figürü: Ölümü sembolize eder.

Animasyon, ölümü simgeleyen iskeletin her saat başı elindeki zili çalmasıyla başlıyor. İskelet elindeki zili çalarak ölümü hatırlatırken, diğer figürler ise kafalarını sürekli sağa sola çevirerek ölümü reddettiğini, kabul etmediğini ifade ediyor. Figürler bu şekilde hareket etmeye başladıktan sonra üst kısmında açılan pencerelerde sürekli havariler dönüp duruyor. Bu da herkesin gelip geçici olduğunu, kimsenin kalıcı olmadığını sembolize ediyor.

Bu özenle hazırlanmış gösteriden sonra, çevremizdeki durum, koşul ve insanları biraz sorgulayalım. Gerçekten kafamıza takacak kadar kıymetli mi? Çözülemeyecek kadar büyük ve karmaşık mı? ve kalıcı mı? Hayır değil.



Fazla parası var diye kendini senden önemli görenler,

  • Oturduğu koltuğun saygınlığından zayıflığını göremeyenler,

  • Kibirden gözü kör olanlar,

  • Sürekli negatif ve zehirleyen insanlar,

  • Tabiri caizse kaktüs gibi her dokunduğunuzda canınızı yakanlar,

  • Tüm zamanınızı harcadığınız iş problemleri,

  • Tüm çabalarınıza rağmen görünmediğiniz anlar,

  • Geçim kaygısından zorlandığınız zamanlar,

  • Yorgunluktan ve koşturmaktan dinlenemediğiniz, kendinizi dinleyemediğiniz tüm anlar,

  • Bulutların üzerinde olduğumuz tüm o anlar,

  • Asla kötüleşmeyeceğini düşündüğümüz muhteşem hayatlar...

Ve daha nicesi, hepsi geçici... Ölüm, unutmak istediğimiz ama aslında arada bir kendimize hatırlatmamız gereken bir gerçek. Yani çok da kafaya takıp kendimizi çıkmazda hissedeceğimiz şeyler değil yaşadıklarımız. Ya da her zaman durumumuz, yaşadıklarımız harika gitmeyecek, çok güzel bir hayat yaşarken bir anda her şey tersine de dönebilir.

Her gecenin bir gündüzü, her sorunun bir çözümü vardır. Sadece durun, dinleyin ve isteyin. Gerisini hayat getirecektir. Hiçbir şeyin sizi yıldırmasına izin vermeyin ve bu dünyaya bir kez geldiğinizi unutmayın. Çünkü sonunda her şey bitecek…



Sevgilerimle.

Comments


Yazı: Blog2_Post
bottom of page